ÖZGÜRLÜK ve SINIRLAR.

IMG_1707

Özgürlük, sınır tanımamaktan mı geçiyor?
Üzerine sayfalarca yazarım.
Veya Heidi’nin Maceraları gibi yazı dizisi sıralarım.
Ama biliyorum.
Bana olan ilginin bir sınırı var.
O yüzden kısa ve kolay okunur yazmalıyım..
Bakalım..
Bir yerden başlayalım.

Organic Yoga, derslerime katılan, katılmayan herkeste merak uyandırıyor.
Özgür Akış ne demek?
Kendiliğinden hareket nasıl olur?
Yoga hiza prensipleri ne olacak?
Elim, kolum nerede duracak?
İyi öğrenci olmak, iyi soru sormaktan geçiyor.
Öğrenmenin kalitesini genellikle sınırlar belirliyor.
Öğrencinin ve öğreticinin.
O yüzden seviniyorum.
Sorular, araştırmayı ve keşfi böyle böyle perçinliyor..

Yoga yaparken kişi; ‘Eli, kolu, aklı nerede?’ nin cevabı üzerine pratik yaparken.
O an içinde tam olarak nerede olduğunu keşfediyor.
Hakikati ne?
Düşüncelerden, şartlanmalardan, bağlılıklardan sıyrıldığında karşılaştığı ne?
Bedenin içinde.
Hayatın içinde.
İş yaşamında.
İlişkilerde.

Bütünün parçası olan insan, kendi içinde parça bütün ilişkisini gözlemlerken, ait olduğu bütünle ilişkisini idrak ediyor. Bedenin bütünlüğü içinde, omurganın hareket sınırlarını keşfederken bireysel olarak evrenin içindeki sınırlarını idrak ediyor.
Sınırların keşfi, özgürlük getiriyor. Omurgaya, bedene, insana..
Kendini anlayanın evreni anladığı gibi, evreni anlayan kendini anlayabiliyor.
Bir paradoks gibi.
Sonsuz.
Ve iç içe geçmiş yapılardan oluşuyoruz.
‘Ben’ in içinde. Ve dışında.
En küçük parça dahi bütünün karakteristik özelliklerini taşıyor.
Doğa fraktal yapılardan oluşuyor.
Fraktal ne demek? Başka yazının konusu olsun.
Şimdilik sadece aklında bulunsun..
Kar tanesi, brokoli veya damar yapımız gibi. Tekrarlayan, örüntülü yapılar.
Evren büyük bir brokoli olsa, biz de onun özelliklerini taşıyan ve kendini ayrı sanan brokoli dallarıyız.
Peki, kendini ayrık sana, küçük bir brokoli dalçığı iken ; yoga ile büyük brokoliyi görmek nasıl mümkün oluyor?
Yoga metinlerinde ‘Ahamkara’ kavramından bahsediliyor.
Ahamkara.
‘Ben’ algısı.
Ben yaparım. Ben beğendim. Ben beğenmedim.
Sürekli zihninde beyanatlar veren hınzır.
Bütün o fotoğrafları ‘like’ yapan; ya da “Kim layklamış?” diye bakan da işte aynısı.

Yoga yapan kişi, kendi sınırlarını keşfederken..
Özündeki sınırsız ve özgür doğayı hatırlıyor.
Özgürlük, önce sınırları iyi tanımaktan geçiyor.
Organic Yoga Uzmanlık Programı’nda yapacağımız tam da bu.
İyi birer yoga öğrencisi olmak üzere yola çıkarken.
Önce bakacağımız yön, kendi sınırların içinde.
Yoganın sunduğu temel hiza prensiplerini kendi bedeninde deneyim edeceksin.
Asana pratiğinde, elini, kolunu, ayağını nereye koyacaksın?
Peki hiza senin içinde nasıl olmalı?
Senin,  ideal bir beden ve hiza şartlanmasına hizmet etmendense..
Hiza sana nasıl hizmet eder?
Sınırların nerede?

Hareketin içindeki özgürlük, önce sınırlarını tanımaktan ve sonra o sınırlar içinde genişlemeyi araştırmaktan geçiyor.
Teknik bilmeden araştırma ve keşif mümkün olmuyor.
Sınırlar her an, andan ana değişiyor.
Bu değişimi gözlemlemek özgürlüğü getiriyor.
Temel teknikleri öğrenen kişi, kendi hareketinde akmakta özgürleşebiliyor.
Asana pratiği ile beden, sınırları ve özgürlüğü keşfederken mükemmel bir araca dönüşüyor.
‘Ben’ in sınırları içinde oynarken ‘Sen ve Ben’in sonsuz birlikteliğini görüyor.

İlişkilerde de özgürlük ancak sınırların tanımlanmasından geçiyor.
‘Sen’in ve ‘Ben’ in sınırları nerelere gidiyor beraber oynaşırken..
Buna ilişki kurmak deniyor.

Bu yazıyı bana yazdıran ne oldu ah bir bilsen..
Artık her an ve genellikle yüzeyel konularda birbirini mesaj ve temas yağmuruna tutarken.. Çoğu zaman..
Ne ilişkide derine iniliyor ne de bilgide.
Bazen düşünmeden edemiyor ‘Ben’.
Zekamın bu kadar sığ bir kısmını, günlük mesaj ve iletişim trafiğine harcarken..
Merak ettiğim, öğrenmek, odaklanmak, üretmek istediğim konuların..
Acaba ne kadarı sonsuzlukta kaybolup gidiyor?..
Şüphesiz ki, bilim, sanat ve üretim; biraz asosyallik gerektiriyor.

Bu yazı biraz zor okunur bir yazı oldu biliyorum.
Buraya kadar sabrettin mi..
Hiç emin olamıyorum.
Eğer buraya kadar ulaştıysan..
Sana bir haberim var dostum.
Öğrenmek, evet biraz zor.
İlişki kurmak ta öyle.
Kendini görmek.
Onu duymak.
Evet özen ve kararlılık gerektiriyor.
Ve biliyor musun?
Cehaletin ve benliğin sınırlarını aşmak..
Varlığın derin niteliklerine dokunmak.
Benim içimi kıpır kıpır ediyor.

Sevgiyle ve dostlukla.

Öyküm.

 

 

 

Reklamlar

IZDIRAP.

ızdırap

Hamamdaki saatler.
Sakin, sessiz, içe dönük.
Olması beklenirken.
Benim için her seferinde.
Bir şekilde.
Gözlem alanına dönüşüyor.
Kadınların çınlayan sesleri eşliğinde.

Yaş almış, çatık kaşlı hanımefendi.
Göbek taşına uzanıyor.
Ve söylenmeye başlıyor.
Dur durak bilmeden.
Bu hamam çok çirkin.
Hiç beğenmiyorum.
Sıcak bile değil.
Oysa diğeri güzel.
Leyla güleryüzüyle soruyor.
Neyini beğenmedin?
Hiçbir şeyini!
Gurbet ekliyor.
O da seni çok beğenmişti sanki.
Öbürüne gitseydin.
Çatık kaşlı hanımefendi, göbek taşında söylenerek ,
Hamam keyfi yapıyor.
İçinde olduğunun çok çirkin,
Dışarıda olanın pek güzel olduğundan emin.

Üzerini giyinip te dinlenirken soruyor Leyla’ya.
Bebeğin emiyor mu?
Evet Leyla’nın bebeği emiyor.
Hamamdan annesinin gelip
Onu doyurmasını bekliyor.
Ben çocukları çok severim.
O yüzden soruyorum.
Leyla yanlış anlıyor.
Yaa, torunlarını çok seversin değil mi..
Torunlarımı hiç sevmem.
Nefret ederim.
Ben öbür çocukları çok severim.
Çöpe falan atıyorlar ya.
Onları mesela.
E keşke gençken evlat edinip büyütseydin bi çocuk.
Leyla hep iyimser.
Gençken çocukları sevmezdim.
Kadınlar, ayıplayan gözlerini diğer tarafa kaçırıyor.
Görülmek ve sevilmek ihtiyacıyla insanoğlu ne hallere dalıyor.
Merakla bakıyorum.
Kaderin verdiği mizaca ve şartlara rağmen.
Sevmek ve sevilmek nasıl mümkün olur?
Düşüncelere dalıyorum.

Hamamda paklanmış halde.
İçinde olduğu hamamı seviyor olmanın memnuniyetiyle.
Evime dönüyorum.
Yeni eğitimim ile ilgili çalışıyorum.
Yol haritası belirdikçe keyifleniyorum.
Heyecanla içeriği sosyal medyada paylaşıyorum.
Çok kişisel bir notla.
Organic Intelligence’ın yoga anlayışımı ve beni ne tatlandırdığını yazıyorum.
Eskilerden bir öğrencim yorum yapıyor.
Yumuşamanıza çok sevindim.
Belli ki onun hayalindeki ‘ben’den farklı düştüğüm anlar olmuş.
Hayal kırıklığı yaşamış.
Tüm çalışmalarım “Serttin, yumuşadın.” gibi kıyaslayıcı, yargılayıcı ve ayrıştırıcı bir tavırdan
Daha çok bütünlüğün, yargısızlığın ve şefkatin ifade bulması üzerine.
Hem kendime.
Hem ‘diğeri’ diye görünene.
Kendimin farklı zamanlarına bu kadar şefkatsiz dokunmaktansa.
Durup düşünüyorum.
Ben sadece tatlandım.
Bu başka bir şey.
Ve hayat.
Tadımı her geçen gün değiştirecek biliyorum.
Bir gün ekşi, bir gün tatlı.
Büyüyüp giderken.
“O gün tadı(m) niye öyle değil de böyle” demenin.
Izdırabın kaynağı olduğunu bilecek kadar da uzun zamandır bakıyorum kendime.
Yine de kalbim kırılıyor.
Düşünmeden edemiyorum.
Keşke ihtiyacını bana ifade etseydi diye.
Ve onun da ‘O’ olma halini ne yapsam değiştiremeyeceğimi bilmek.
Biraz karın ağrısı yaratıyor.
O karın ağrısına rağmen.
Dönüşüme davet etmekten alamıyorum kendimi.
Yine ve yeniden.

Yoga eğitimimde bahsedeceğim.
Yoga, ‘dukha’dan, ‘sukha’ ya yolculuk.
Doğrusal değil de döngüsel.
Kendi sukha ve dukha hallerinle tekrar tekrar karşılaşıp.
“Eyvallah” deyip geçeceğin.
Dukha, ızdırap hali.
Olduğun kişi olmaktan, yaşadığın hayattan, içinde olduğun hamamdan. Memnuniyetsizlik.
Sukha ise memnun, tatmin, mutlu.
Dolayısıyla daha ’erdemli’,  ‘aydınlanmış’ bir yer.
Özetle.
O yere seni, ne bir hoca, ne eşin dostun.
Ne de hamamcı teyze götürebilir dostum.
O an içinde
Kendi tercihinle
Yönünü, bakışını
Memnuniyete çevirdikçe.
İçinde olduğun hamam da güzelleşir.
Yuvan da.
Bedenin de.
Ruhun da.
Mizacının ve kaderinin izin verdiği ölçüde.

Her yeni güne uyandığımda
İçinde olduğumu daha çok sevmeye
Dışarıda görüneni de içeri davet etmeye
Ayırıp kıyaslayıp yargılamaktansa
Şefkat göstermeye
Gücüm yettikçe.
Fark ediyorum.
İnsanoğlunun görülmek ve sevilmek için hallerini.
Ve her hale rağmen.
Sevgiye davet etmenin olası olduğunu.
Tekrar tekrar.
Sen yine de hayatla işbirliği yap bence.
İçinde olduğun hamam, dışardan daha güzel olabilir.
Yine de.
Çocuklarını sevmek mümkün belki de.
Onlar sana ilgi göstermese de.
Hiçbir zaman bilemeyiz.
İçinde olduğu hamamı sevmeyen çatık kaşlı hanımın ızdırabı niye.
Kim bilir.

İçinde olduğumu bilebilirim
Ben sade’ce.
Sıcak mı, soğuk mu.
Güzel mi, çirkin mi.
Sıcaksa ısıtmak, çirkinse güzelleştirmek.
Benim elimde.
Canım yettiğince.
Sevgiyle.

Öyküm.