KANI TATLI.

IMG_1292

Doğum günümdü geçtiğimiz günler.
Mesajlar, güzel dilekler, gülücükler..
Tek tek öpmek, sarılmak ister gönlüm.
Zaman yetmiyor bana.
Bir kez daha gördüm.
İçimde ukte kaldı.
Güzelce teşekkür edemedim.
Sonra hatırladım.
Seven, teşekkür beklemiyordur belki de dedim.
Birazcık rahatladım.

2016 yılımın doğum gününde.
Hatırlıyorum.
Pek bir dilek listesi geçmedi gönlümden.
Her şey zaten güzel.
Dostlarla güzel sohbetle kutladık.
Üstüne bir de puro yaktık.
Puro içmeyi öğrenmek isterim dedim.
Yeni yaşımda.
Kendimi puro içen bir kadın olarak hayal ettim.
Sevdim.
Öğrenmek dedim.
Çünkü bilen bilir, ciğerlerine hiç bir şey girmeyenlerdenim.
Dumanı dolaştırmakta oldukça zorlandım.
Yine de öğrendim.
Ne önemi var.
Şu önemi var.
Yapılmazlar listemdeki bir şartlanmayı daha kırdım.
Özgürleştim.
Yapılmaz olan.
‘Oladabilir,olmayadabilir’ e dönüşürken..
Sağlığa öncelik veren masum yüzüm.
Yaramaz ve vahşi tarafına da nefes alma fırsatı tanıdı.
‘Yeni bir iş, yeni bir eş, yeni bir ben’ le listelenen doğum günü dilekleri silikleşip.
‘Var olan ben’ i sevdikçe..
‘Frida gibi puro içen ben’ in hayali canlandı.
Beni severken.
‘Ben’ in farklı renklerini hayal ederken.
“Ancak bunlar olursa mutlu olurum.”
“Ancak böyle biri olursam iyi bir ben olurum.” lar omuzlardan kalktı.

Omuzlarımdan her yük kalktığında böyle oluyor.
Hayat hafifliyor.
Ben hafifliyor.
Ancak ben hafifleyince.
Hayat rahat akabiliyor.
İlişkiler nefes aldıkça, git gide tatlanıyor.

Sabah peynir tadarken.
Bizim peynirci.
“Eşinin kanı tatlı, ilk görüşten belli.” dedi.
Tatlıdır dedim.
Ben böyle güzel ifade görmedim.

Hayat bu yıl bana tatlı aktı.
Kanı tatlı, gözleri pırıl pırıl, varlığı güvenli bir eş kısmet etti.
Aklımda bile yokken.
Hayat bir anda güzelleşti.
Kardeşim yamacıma taşındı.
Sade fıkır fıkır canlandı.
Annem babam zaten hep fıkır fıkırdı.

Bu doğum günümde şükrettim.
Sade’ce.
Tek ruhsal pratiğin şükretmek olsa.
Yeter de artar derdi Carlos Pomeda.
Bana da yetti.
Her gözümü açtığımda
Şükrettim.
Olan ve olmayana.

Canlar, dostlar..
Hayatımda varlığınız için ne kadar teşekkür etsem az.
Hayat sizi.
Hep kanı tatlı insanlarla karşılaştırsın.
Amin. ❤️

Öyküm.

 

 

 

Reklamlar

ONA KÜÇÜK SÜRPRİZLER YAPIN.

IMG_1268

Hayat gerçekten sürprizlerle dolu.
Genelde, sevgilinin çiçek almasından daha şaşırtıcı ve yoğun.
Küçük ya da büyük.
Ama kesin sürprizli.

Facebook un her gün önüme sunduğu anılar.
Beni hep şaşırtıyorlar.
İki sene önce.
İlk kez dinleyici olarak gittiğim Pecha Kucha İzmir’de.
Geçen sene bu zamanlar.
Konuşma yaparken çekilmiş bir fotoğraf.
İzleyiciler.
Beni seven yakınlarımın.
Yüz ifadelerini yakalamış fotoğrafçı.
Aralarında bir yakışıklı.
Usulca gelmiş beni dinlemeye.
Henüz tanışıklığımız.
‘Merhaba’ demekten geçememiş öteye.
Karşılaşıyoruz.
Ve kaçıyorum.
Herhangi bir ilişkide.
Merhaba’dan sonraki aşamaya ehlileşmem.
Ne sabır, ne zaman, ne şefkat, ne oyun gerektiriyor.
Tahmin bile edemezsin.
Al sana.
Günün ikinci sürprizi.
Sonunda ehlileşecek miyim?
O da ayrı sürpriz.

Derken.
Bugün o yakışıklıyla beraber uyanıyoruz.
Ya da dürüstçesi, onu uyandırıyorum.
Sabahın 6’sında.
Kafam düşüncelerle dolu.
Kurtçuk gibi kımıl kımıl.
Dönüp dururken.
Uyanmak zorunda kalıyor.
Kafam doluyken.
Başka şey yapamıyorum.
Huyum.
Uyanmak dahil.
Annem dün, “Öpeyim de gideyim.” demiş.
“Sevgilim kafası doluyken öptürmez.” dedi.
Onun sesiyle düşüncelerden uyandım.
Sen beni nasıl bu kadar tanıdın?
Bu da dünün sürprizi.

İlişkilerdeki sürpriz anları.
Fotoğraf karelerinden farksız benim için.
Bir anlık boşluk.
Durma anı.
Ve yüzde bir ifade.
Bu durma anını sinir sistemi açısından anlatmak isterim.
Ama şimdi değil.
Gelin yüz yüze anlatayım.
Çünkü biz insanlar.
Yüz yüze olunca.
Mimiklerimizle.
Farkında bile olmadan.
Mikro düzeyde taklitlerle.
Empati geliştiriyoruz.
Karşındakinin mimiğini yüzünde ifade olarak deneyim etmen.
Onun nasıl hissettiğini anlamanı sağlıyor.
O yüzden.
İletişimin zorlaştığı günümüzde, bir de yapılan botokslar.
İlişki kurmayı zorlaştırıyor.
İlişki kuramadıkça insan, kendini sevmeyi bilemiyor.
Ve düzeltilmesi gerektiği algısıyla bu kısır döngü devam ediyor.

Yüz yüze kalakaldığın sürpriz anları.
Sadece neşeli.
Değil elbette.
Öyle zorlanma anları var ki bence ilişkide.
Kakasını yapmaya çalışan.
Bebeğin yüz ifadesi gibi.
Birbirimize bakakalıyoruz bazen.
Kaka yaparken pek göz göze gelmediğimizden.
Karşılıklı bu yansıma anı.
Ziyadesiyle garip oluyor.
Ama sana garanti veririm.
Bu durumu herkes yaşıyor.
İlişkinin sürdürülebilirliği.
O garip andan sonra.
Neler olacağına bağlı oluyor.
Ki bence en iyisi.
Bi mola vermek gibi geliyor.
Mümkünse beraber.
Mesela çiğdem yemek. 🙂
Ya da bi çay demlemek.

İnsan olarak sistemimizin.
“Güvende değilim! Eyvah tehlike var!!!” mesajı aldıktan sonra.
Güvenli sularda hissettirecek bir şeylere ihtiyacı var.
Seni o sırada güvende hissettirecek.
Her ne ise.
Tekrar sığ limana girdikten sonra.
Paylaş duygularını.
İfade et kendini.
Dinle onu.
Onun için orada mevcut ol.
Ve kendin için.
Hissettiklerin.
Değiştirilmesi gereken arızalar değiller.
Onlar da tam da ‘Sen’ler..
Öyle hissetmene izin ver.
Öyle hissetmesine alan ver.
Yeterince hissedince.
Büyük ihtimalle geçecek.
Belki de geçmez.
Boş ver.
Hayat geçiyor.
Ve belki de kakasını yapmaya zorlanan bebeğin ifadesi.
Yüzünden gelip geçer.
Pırtlatmış bir bebek gibi.
Rahatlamış ve gevşemiş ‘Sen’ e dönüşürken.
Sevgin ve şefkatin.
İlişkiye evrilir.
Kendinle.
Onunla.
Yine de sen.
Sevgilinin yanında.
Pek pırtlatma.

🎈Fotoğraf ta size sürpriz olsun.
Seksi poz vermeye çalışırkenki yüz ifadem.

Öyküm.

 

 

 

MOR DAĞLAR.

IMG_0645

Karnımdaki o garip ağrıyı.
İlk kez.
Mor Dağlar’ı çaldığı videoyu izlediğimde hissetmiştim.
Artık geri dönüşü yoktu.
Kendime de itiraf edemedim.
Geceleri uyumadan önce bu tınıları dinledim.

Tanışalı 6 ay geçmişti.
Kendimin bile farkında olmadığı.
O süslenerek hazırlandığım.
Utangaçlıktan olduğu tarafa bakamadan.
Anlattığım derslerden sonra.
Her günün sonunda bana.
Dur. Bak. Dinle dedi.
Uçarı, dopdolu, uslanmaz zihnimi.
Müzikle dize getirdi.

Durdum.
Hissettim.
Hissetmek için.
Yavaşlamaya ihtiyaç duyanlardandım.
Hissedebileceklerimin büyüklüğünden.
Korkup kaçardım.
Kaçamadım.

Karnımda.
O yoğunluğu.
Derinden hissettim.
Aşktı.
Kendimce soğukkanlılığımı takındım.
Çaktırmadım.
Ya da ben öyle sandım.
Aşktan hayır geldiğini görmemiştim.
Gördüm.
Gelmişti.
Binbir zorlukla sınadım.
İlk kez.
Gözlerini kaçırmadan.
Gözlerimin içine bakan.
Tüm fırtınalarımda.
Benimle sadece kalan.
Dalgalansam da.
Durulmama sebep olan.
O’nu gördüm.
Gözlerinden tanıdım.

48 saat oldu görmeyeli.
Şimdiden özledim.
Karşımda mor dağlar.
Açtım bana çaldıklarını dinledim.
Karnımda yine o ağrıyı hissettim.
Hatırladım.
Teşekkür ettim.

Hayat benim için.
Genelde yoğun akıcı.
Yaşamın hızlı ritmi.
Zihnimin derin dalgaları ile çakışıp.
Beni o üst üste binmiş dalgaların içine alırken.
Huzur bulmam için.
Balıkçıl kuşlar gibi.
Kafamı sudan çıkarıp.
Etrafa bakmam gerekiyor.
Aylak aylak.
Yeterince.

Dolap ölçüsü. Limitli yerli içki.
Gelinlik ölçüsü. Patanjali.
Arasında.
Göz göze gelemediğim.
Sevgilimi özlüyorum.
Özlediğimi.
Ve özlendiğimi bilerek.
Şükrediyorum.

Aşka özlem duyan kızkardeşlerime.
Derim ki sade’ce bekle.
Beklerken kendini eğle.
Hayat beklemeyecek kadar kısa.
Eğlenecek kadar güzel.
Ve senin olduğun halin.
Bilsen, ne kadar sevilir, ne özel.
Zamanında buluşursun.
Şimdilik kendini sev.
Yeterince.
Olduğunca.
Cömertçe.
Hayat her haliyle hediye.
Aşkla.
Sevgiyle.

Öyküm.

 

 

 

 

PERİ GİBİ.

IMG_0541

Aslında o da bir elbise.
Diğerleri gibi.
Özel güçleri var sadece.
Giydiğin anda.
Seni günlük hayattan çekip alan.
Hürrem Sultan da yapar,
Sindirella da seni.
O yüzden biraz tehlikeli.

Ayça’yla buluştuğumuz anda hissettim.
İsminin Ayça olması işaret dedim.
İnsan en çok görülmek istiyor.
Kimse gibi değil de.
Olduğu gibi.
İşinde çok iyi.
İnsanı görebilen diğerleri gibi.
İpek te beni yazılarımdan tanıyor olmasın mı?!
Bendeki fingirdemeyi sen hayal et.
Fingirdeyip gevşemiş olsam da.
Yeterince sosyal medya gelini görüp.
Oraya vardığımda.
Hayalimi unutmuştum çoktan.
Hafif rahat romantik.

Tüm hayat tercihlerimde olduğu gibi.
Önce standart olanı zorladım.
Kalıba girip nefesimi tutarım sandım.
Kimseyi inandıramadım.
Bütün gelinler bu yıl balık olmuştu.
1 eksik 1 fazla.
Ben de olsam sanki ne olurdu.
Olamadım.
Bizim kızların yüz ifadelerine.
Dayanamadım.
Yani … Evet..
Sen ne giysen yakışır zaten.
Hiç tatmin olamadım.

Peri gibi olanı tekrar giydim.
Bakışlarındaki etki geri geldi.
Bu gelinlik daha önce nerelerde giyildi?
Miami. Londra.
Bir de neredeyse Nazilli.
Miami’ye odaklanırsak bu iş olabilirdi.
İki gelinlikte.
Sevdiğim kadınların ifadeleri arasındaki fark.
Olmak istediğim ben ile.
Olduğum ben arasındaki fark kadardı.
Kendimi sokmaya çalıştığım standart.
Kimsede heyecan yaratmamıştı.

Derken hayaller canlanmaya başladı.
Böyle bir gelinliği herkes taşıyamazdı.
Bir balık asla dans edemez.
Sevgilisinin kucağına atlamak.
Çok istese de mümkün olamazdı.
Kulaklarımda yankılandı.
Ben sıradışı bir kadındım.
Kalıplara sığamazdım.
E malum.
Egolu da bir kadınım.
İçim bi hoş oldu.
Pes ettim.
Diğerleri gibi olma hayallerimden.
Bir kez daha vazgeçtim.

Gelin ata binmiş.
Ya nasip demiş.
Sevgilim babası bu lafa kızıyo.
Ama nasipte ne varsa o. 👰🏼

Not. Fotoğrafını size pışık gösteririm.
Bikinili pozla idare edin.

Öyküm.

ZURNA.

IMG_0454

Ben genelde sıkı bir öğrenci oldum.
Annemin babamın deli kızı.
Ozan’ın Öyküm’ü.
Yıllardır yoga hocasıyım.
Ve de iş kadını.
Hiç gelin olmamıştım.

Bu sene sevgili oldum.
Hiç bu kadar sevgili biri olmamıştım.
Çok sevgili oldum hem de.
Sevgilim sayesinde.
Oysa hiç alışmamıştım, sevgili olmaya.
Alıştım.
Yerleştim.
Hep sevgili kalmayı istedim.

Geçen dolunayda.
Dalgaları dinlerken.
Sevgilim sordu bana.
Eşim olur musun?

Michelin yıldızlı lokantalarda ıstakoz kırdığımız olmuştu.
Positano da o beyaz elbisemi giymiştim.
Romantik yemeklere çıkmıştık.
Sormamıştı.
Börülce yiyip rakı içerken sordu.
Bence aşkın,
Salatanın suyuna beraber ekmek bandırmakla ilgisi vardı.
Göz göze geldik.
Gözlerimiz parladı.
Biz göz göze gelince.
Gözlerimiz parlardı.
Yine parladı.
Hep parlasın istedik.
Börülce yiyip rakı içerken,
Bir kutlama hayal ettik.

İki haftadır nişanlıyım.
Daha az iş kadını.
Daha çok sevgili.

Gelinlik giyip çıkarıyorum.
Ne gerekiyorsa yapıyorum.

Sektörün görev tanımlarını anlayabilmiş değilim.
Benden de böyle cümle çıkar ancak.
Organizatör kim, cateringçi ne yapar..
Bunlar yine kolay.
Süslemeci var.
Konsept belirleniyor.
Peki süsleyen sandalyeleri getirse..
Oluyor mu?
Ben tam bilemiyor.

Düğünbaz bir kadın olmadım hiç.
Yakın bir kaç arkadaşım dışında.
Ailemde herkes düğün işinde, bir şekilde.
Sevgilim bile benden çok düğün görmüş.
Ben en çok dans etmeyi istiyorum.
Onu biliyorum.
Derken.
Uyuyan genler uyanıyor.
“Eksik” hissetmeyelim diye.
Gereken herşey yapılıyor.
Biri başka ne istersin diye sorsa.
“Zurna isteriiim!” diye bağırıcam.
Avaz avaz.
Kınayı başımdan aşağı döküp.
Şampanyayla yıkanıcam.
Gelinlik giymeye bağımlılık yarattım.
Neden günlük hayatta giyilmiyor.
Hiç anlamadım.

Neyse ki bu hafta Sade’me döndüm biraz.
Eğitim verip organizasyon yaptıkça.
Kendimi hatırladım.
Biraz.

Hayat bazen yoğun akıcı.
Herşey aynı anda oluyor.

Gelin ata binmiş.
Ya nasip demiş.
Hadi hayırlısı. 🙂

Öyküm.

 

 

FIRTINA.

 

IMG_9188
Her mevsim.
Herhangi bir anda.
Dalgaların kabarıp, fırtınanın kopabileceğini bilecek kadar uzun zamandır Ege’liyim..
Dalgalarla kavga edemeyeceğini bilecek kadar deneyimli bir denizciyim.
Denizin dayağını yedim.
Disiplininden geçtim.
Gerektiği kadar.
Karşı koyamayacağımı kabul edecek kadar.
Dayılandım.
Korktum.
Yeniden denedim.
Egomun direttiği;
Bilgeliğimin beni teslim edebildiği kadar.
Dalgalandım.
Ve duruldum.

Yeniden ne zaman dalgalanırım.
Dayılanırım.
Kavga ederim.
Küserim.
Bilemem.
Hayata.

Bilirim ki.
Her fırtına.
Durulur.
Yeterince dalgalandıktan sonra.
Ve sana izin verir.
Limanda gücünü toplamaya.
Ne kadar süre?
Hadi bir sorsana..

Hangi deniz daha dalgalıdır.
Hangi mizaç daha deli.
Kim bilir?

Ben bilemem.
Kendimi bilirim.
Belki bir gün.
Bir de gün batımına doyamadığımı.
Hayat ta bilir ya.
Beni kuytumdan çıkarır illa ki.
Gel başka yerde bak güne diye.
Ne lükse bakarım ben, ne gösterişe.
Belki bir gün doyarım.
Gökyüzündeki bu cımbışa.
Ananem der cımbış.
Cümbüşün ananemcesi.

Dilerim ki.
Hayatımızın cımbışına.
Kana kana.
Yeterince gün batırdıktan.
Aşkla dolup.
Aşkla yaşadıktan.
Doyduktan sonra veda edelim.
Doyulur mu bilmem ya.

Sade’ce teşekkür ederim.
Hayata.
Yüzlerce insanın olduğu bir otelde.
Dünyanın dört bir yanından insan.
Karnını doyurma telaşındayken.
Ensemden tutup.
Beni bu şöleni izlemeye sürüklediği, beni her an doyurduğu için.
Çımbışın büyüğü burada.
Kana kana.
Yine aşık oldum.
Doyamadım.
Şükür.
Aşk’a!
❤️
Öyküm.