BİLİNMEYENE DAVET.

IMG_8646
Gizem’le birkaç cümle sohbet ettik sabah.
Büyük işlerimiz arasında küçük bi hoşbeş ne iyi geldi.
Arada iş planı da yaptık ya, yapmadan duramazdık.
Durdum düşündüm.
Güzel çocuklarız dedim.
Bitkiyle, çiçekle, böcekle, ağaçla, doğayla, insan doğasıyla uğraşan.
Yeni oyun arkadaşları katıldıkça gözlerinde güller açan.
Güzel niyetleri olan.

Bu yeterli.
Yeterliden fazlası var.
Benim için.

Çocukken büyük adam olacağımdan emindim.
Benim Tarkan’ı tanıdığım gibi, Tarkan’ın da beni tanıması normal olmalıydı.
Dünyayı kurtaracaktım.
İçimde biliyordum.

Sonra baktım.
Büyük adam olmanın ve dünyayı kurtarmanın..
Büyük holdinglerdeki büyük kitleleri ve paraları yönetmekten geçeceğini sandım.
20’li yaşlarımdaki hayallerimin bir kısmını buna harcadım.
Şükür ki harcadım.
Şükür ki sadece bir kısmını.
Bazen ne istediğini anlamak, ne istemediğini yaşamaktan geçiyor.
Gördüm.
Tıpkı yogadaki hiza gibi.
Şartlanmaların sunduğunu iyi bileceksin ki..
Özgür, kendiliğinden ve organik seçimlerini keşfedebil.

30’larda küçüldüm.
‘Yogacı’ oldum.
Ne kadar büyüyeceğimden bi’ haber.
Uğraştım durdum.

Öğrenciler ve yogacı arkadaşlarım bana her gün sordu.
Dersler kaç kişi, eğitim kaç kişi oldu..
Günlük mesaimin bir kısmı bu soruların yanıtlarını öngörme ve yükseltme gayretiyle geçer.
İstatistik okudum. Matematiğin de en yükseğini.
Yine de bilemiyorum.
Hayatın doğası öngörülerle dalga geçer.
Onu biliyorum.
Eğitim kaç kişi olur.
Derse kaç kişi gelir.
Yeni bir hocanın motivasyonu ne kadar sürer.
Ne kadar zamanda senin derslerin dolar..
Tüm bu çabalarımız neye evrilir..
Bilemiyorum.

Sade’nin Yogacıları, her ay düzenlenen programlar ve benim çalışmalarım derken..
Sayıca oldukça çok sayıda kişinin emeklerinin karşılığını bulması için emek veriyorum.
Öğrenciler derslerde veya eğitimlerde az kişi olunca ‘özel ilgi’ alacaklar diye sevinir.
Bir dersin gerçekleşmesi için kaç kişinin ne özel bir ilgi harcadığını göremez.
Neyse ki sayılarla aram iyi.
Yıllarca onları çözünce herşeyi bileceğime emin bir halde,
kompleks problemlere çalışıp çözdükten sonra.
Şimdi hayatın içindeki sayıların daha kompleks olduğunu
ve pek birşey bilmediğimi görüyorum.
Bazı sayıları düşürüp bazılarını yükseltmek için çalışırken..
İnsan doğasının en karmaşık matematikten bile daha belirsiz yapısı ile ilgili merakım, ilgim ve öğrenme arzumu gerçekleştirmek için..
Günlük mesaimi işletmeci olmaya feda etmem gerekiyor.
Ki mesai bitince okuyup öğrenmeye ve öğretmeye alanım olsun.

Yarını bilmek istiyorsun biliyorum. Oysa seni ben en çok.
Bilinmeyene davet etmek istiyorum.
Geleceği bilme, bilmesen de kontrol etme arzunu bıraktıkça.
Şu anın nektarı tatlanacak.
Kendini bildikçe.
O’nu bilme olasılığın artacak.
Bilinmeyenle barıştıkça..
Neşen, coşkun, keyfin katlanacak.

Peki tüm bu çabalarımız ne olacak?
Tüm kalbimle.
Bilmiyorum.

Belki bir gün.
Çok çalışıp az uyuduğum bir günde uyandığım sürpriz bir mesaj.
“Çok teşekkür ederim. Aşkla yapıyor olduğum şeyi yapmama vesile oldunuz.”
Bana neden çabaladığımı hatırlatacak.
Günün sonunda yorgunluktan konuşacak kelimeleri karıştırırken..
“Her derste neye ihtiyacım varsa o karşıma çıkıyor.” u duymak eve gidecek son gücü bulmama vesile olacak.
Kim bilir..

Ben bilmiyorum.
Bilmemek güzel boşver.
Biz en mütevazi halimizle gayret gösterelim.
Elimizden geleni yapalım.
Hayat neye evrilir.
Bırakalım hayat düşünsün.

Yolda olmak en güzeli.
Elele göz göze omuz omuza.

Daha bilge halimle..
En az bilgili zamanımdaki genişliğe, hafifliğe ve özgürlüğe evrilmek niyetim.
Çocuksu ve kaşif halimdeki hayallerime heyecanlanırken..
Kendimin özde ve sade haline dönüşmek olsun kısmetim.
Amin. ❤️

Sevgiyle.

Öyküm.

Fotoğraf Sevgili Filiz Telek.

Reklamlar

YOLA ÇIKIYORUZ.

IMG_1543

Haftaya başlıyoruz.
Yola çıkma heyecanı içimde.
Grup oluşuyor.
Tanıştıkça, onların da benim heyecanımı paylaştığını gördükçe mutlu oluyorum.
Yoga hocalığı kolay bir meslek değil.
Yoga stüdyosu yönetmek daha da zor hatta.
Tüm zor zamanların gücünü veren bu buluşmalar işte.
Henüz birbirini az tanıyan insanlar, görüşüyoruz..
Gözlerimiz sevecen ve umutlu ışıldıyor.
Ortak umut ve heyecanlarda buluşuyoruz.
Fedakarlıkla.
Enerjimizi, zamanımızı,kaynaklarımızı feda ederek.
Bazı hafta sonları ailelerimizle,eşdostumuzla geçiremeyeceğiz.
Uzun uzun pazar keyfi yapmayacağız.
Yeni Organic Yoga Kabilemizle ve kendimizle buluşmak; beraber öğrenmek, deneyimlemek,genişlemek için.
Feda ettiklerimiz neye dönüşecek belirsiz ve bizim elimizde değil.
Biz elimizden geleni yapacağız.
Gerisi hayatın cömert ellerinden akacak.
Olduğu kadar.
Hayal ettiğimizin ötesinde.
Şimdi hepimiz hayal kuruyoruz.
Acaba ilk buluşma nasıl olacak?
Ben sabahları 5 te uyanıyorum kendiliğimden.
İlk aşık olduğum zamanlar gibi.
Konuşmaya başlıyorum içimden.
Çok derinden bir yerlerden bağlar başlıyor hissediyorum.
Öğrendiklerimi sadelikle ifade edecek gücü ve berraklığı bulabileyim diye niyet ediyorum.
Biliyorum.
O anda.
Konuşulanlar..
Niyetlerimin ve bildiklerimin ötesine geçecek.
Ve hayatın güzelliği karşısında bir kez daha hayrete düşeceğim.
Aldıklarımız karşısında zaman, para, geniş bir pazar kahvesi oldukça görünmez kalacak.
Hayırlısıyla.

Pruvamız neta.
Rüzgarımız kolayına olsun.

Öyküm.
#organicyoga #kendineinan #donusumevarmisin

ÖZGÜRLÜK ve SINIRLAR.

IMG_1707

Özgürlük, sınır tanımamaktan mı geçiyor?
Üzerine sayfalarca yazarım.
Veya Heidi’nin Maceraları gibi yazı dizisi sıralarım.
Ama biliyorum.
Bana olan ilginin bir sınırı var.
O yüzden kısa ve kolay okunur yazmalıyım..
Bakalım..
Bir yerden başlayalım.

Organic Yoga, derslerime katılan, katılmayan herkeste merak uyandırıyor.
Özgür Akış ne demek?
Kendiliğinden hareket nasıl olur?
Yoga hiza prensipleri ne olacak?
Elim, kolum nerede duracak?
İyi öğrenci olmak, iyi soru sormaktan geçiyor.
Öğrenmenin kalitesini genellikle sınırlar belirliyor.
Öğrencinin ve öğreticinin.
O yüzden seviniyorum.
Sorular, araştırmayı ve keşfi böyle böyle perçinliyor..

Yoga yaparken kişi; ‘Eli, kolu, aklı nerede?’ nin cevabı üzerine pratik yaparken.
O an içinde tam olarak nerede olduğunu keşfediyor.
Hakikati ne?
Düşüncelerden, şartlanmalardan, bağlılıklardan sıyrıldığında karşılaştığı ne?
Bedenin içinde.
Hayatın içinde.
İş yaşamında.
İlişkilerde.

Bütünün parçası olan insan, kendi içinde parça bütün ilişkisini gözlemlerken, ait olduğu bütünle ilişkisini idrak ediyor. Bedenin bütünlüğü içinde, omurganın hareket sınırlarını keşfederken bireysel olarak evrenin içindeki sınırlarını idrak ediyor.
Sınırların keşfi, özgürlük getiriyor. Omurgaya, bedene, insana..
Kendini anlayanın evreni anladığı gibi, evreni anlayan kendini anlayabiliyor.
Bir paradoks gibi.
Sonsuz.
Ve iç içe geçmiş yapılardan oluşuyoruz.
‘Ben’ in içinde. Ve dışında.
En küçük parça dahi bütünün karakteristik özelliklerini taşıyor.
Doğa fraktal yapılardan oluşuyor.
Fraktal ne demek? Başka yazının konusu olsun.
Şimdilik sadece aklında bulunsun..
Kar tanesi, brokoli veya damar yapımız gibi. Tekrarlayan, örüntülü yapılar.
Evren büyük bir brokoli olsa, biz de onun özelliklerini taşıyan ve kendini ayrı sanan brokoli dallarıyız.
Peki, kendini ayrık sana, küçük bir brokoli dalçığı iken ; yoga ile büyük brokoliyi görmek nasıl mümkün oluyor?
Yoga metinlerinde ‘Ahamkara’ kavramından bahsediliyor.
Ahamkara.
‘Ben’ algısı.
Ben yaparım. Ben beğendim. Ben beğenmedim.
Sürekli zihninde beyanatlar veren hınzır.
Bütün o fotoğrafları ‘like’ yapan; ya da “Kim layklamış?” diye bakan da işte aynısı.

Yoga yapan kişi, kendi sınırlarını keşfederken..
Özündeki sınırsız ve özgür doğayı hatırlıyor.
Özgürlük, önce sınırları iyi tanımaktan geçiyor.
Organic Yoga Uzmanlık Programı’nda yapacağımız tam da bu.
İyi birer yoga öğrencisi olmak üzere yola çıkarken.
Önce bakacağımız yön, kendi sınırların içinde.
Yoganın sunduğu temel hiza prensiplerini kendi bedeninde deneyim edeceksin.
Asana pratiğinde, elini, kolunu, ayağını nereye koyacaksın?
Peki hiza senin içinde nasıl olmalı?
Senin,  ideal bir beden ve hiza şartlanmasına hizmet etmendense..
Hiza sana nasıl hizmet eder?
Sınırların nerede?

Hareketin içindeki özgürlük, önce sınırlarını tanımaktan ve sonra o sınırlar içinde genişlemeyi araştırmaktan geçiyor.
Teknik bilmeden araştırma ve keşif mümkün olmuyor.
Sınırlar her an, andan ana değişiyor.
Bu değişimi gözlemlemek özgürlüğü getiriyor.
Temel teknikleri öğrenen kişi, kendi hareketinde akmakta özgürleşebiliyor.
Asana pratiği ile beden, sınırları ve özgürlüğü keşfederken mükemmel bir araca dönüşüyor.
‘Ben’ in sınırları içinde oynarken ‘Sen ve Ben’in sonsuz birlikteliğini görüyor.

İlişkilerde de özgürlük ancak sınırların tanımlanmasından geçiyor.
‘Sen’in ve ‘Ben’ in sınırları nerelere gidiyor beraber oynaşırken..
Buna ilişki kurmak deniyor.

Bu yazıyı bana yazdıran ne oldu ah bir bilsen..
Artık her an ve genellikle yüzeyel konularda birbirini mesaj ve temas yağmuruna tutarken.. Çoğu zaman..
Ne ilişkide derine iniliyor ne de bilgide.
Bazen düşünmeden edemiyor ‘Ben’.
Zekamın bu kadar sığ bir kısmını, günlük mesaj ve iletişim trafiğine harcarken..
Merak ettiğim, öğrenmek, odaklanmak, üretmek istediğim konuların..
Acaba ne kadarı sonsuzlukta kaybolup gidiyor?..
Şüphesiz ki, bilim, sanat ve üretim; biraz asosyallik gerektiriyor.

Bu yazı biraz zor okunur bir yazı oldu biliyorum.
Buraya kadar sabrettin mi..
Hiç emin olamıyorum.
Eğer buraya kadar ulaştıysan..
Sana bir haberim var dostum.
Öğrenmek, evet biraz zor.
İlişki kurmak ta öyle.
Kendini görmek.
Onu duymak.
Evet özen ve kararlılık gerektiriyor.
Ve biliyor musun?
Cehaletin ve benliğin sınırlarını aşmak..
Varlığın derin niteliklerine dokunmak.
Benim içimi kıpır kıpır ediyor.

Sevgiyle ve dostlukla.

Öyküm.

 

 

 

DÖNÜŞÜME VAR MISIN?.

IMG_1546

Sade Yoga’nın Temelleri Organic Intelligence ile buluşuyor!
Fitness, sörf, pilates, yelken, paraşüt, tenis, yürüyüş, dans..
Hareketin çok farklı hallerini hep merak ettim.
Ve yoga.
15 yıldır deneyim ettiğim..
Yaşamda her yönüyle etkisini hissettiğim..
Yoga.
Gördüğüm.
Bildiğim.
En etkileyici hareket sistemi.
İçinde terapiyi de barındıran.

Hareket etmeyi merak ettiğim kadar.
Durmayı da keşfetmek istedim.
Durmayı.
Bakmayı.
Görmeyi.
Hissetmeyi.
Akmayı.
Yaşamı.
İnsan olmayı.
Her haliyle.

Farklı meditasyonlar uyguladım.
Terapi yöntemlerini inceledim.
Garip bir gençtim.
Bara pavyona pek İlgi duymadım.
Meraklarımın peşinden gittim.
Bazen tek başına olma pahasına.
Durdum.
Hayatı dinledim.
Bazen çok zordu.
Bazen zevkli.

Yıllarca ve yollarca, kendimin peşinden merakla gittikten sonra.
Bir gün.
Bir terapi sistemi bana.
“İyi hissetmek iyidir.” dedi.
Organic Intelligence.
İlk görüşte aşık oldum.
Yoga gibi.
Yıllarca peşinden gittiğim ekmek kırıntılarım.
Beni manzarası güzel bir yere getirdi.
Gel.
Şöyle bir etrafına bak.
Güzel bir soluklan.
Yol sonsuz.
Devam eder.

Birikimimle.
Zevkle sunduğum.
Sade Yoga’nın Temelleri Yoga Uzmanlık Programı’mı
Organic Intelligence bakış açısıyla.
Organic Yoga adı altında sunacağımı duyurmaktan.
Mutluluk ve heyecan duyuyorum.

Mutluluk ve heyecanla üretmeye.
Şükürler olsun!

Ocak 2018’de!
Buluşuyoruz.
Dönüşüme var mısın?

Pruvamız neta.
Rüzgarımız kolayına olsun.

Sevgi ve dostlukla.

Öyküm.

ŞÜKRAN.

img_8499

Derin bir şükran hissediyorum.
Hayatımdaki insanlara.

Ben daha büyük ifade ederdim..
Sevinince.
Üzülünce.
Mutlulukta.

Öyle anlar geliyor ki..
Bu ara hayatımda.
Ne diyebilirim.
Mutlu bir boşluk.
Tatmin.
Huzurlu.
Memnun.

Hislerimde mi sadeleştim.
Ben de henüz tam idrak edemedim.
Yalın ifade etmeye çalışayim.
O zaman belki keşfederim.

Biz bu hafta sonu.
Ekim’de başlayan Hocalık Eğitimi’nin son buluşmasını gerçekleştirdik.
İnzivada buluşmak üzere.
İki gün boyunca yoga konuştuk.
Yoga yaptık.
Paylaştık.
Yoga olduk.
Şükranla.
Ve küçük te bir parti yaptık.
Hislerimizi.
Yolculuğumuzu konuştuk.
Çemberin etrafında ifade bulan.
Her bir cümle.
Kalbime dokundu.

Öğrenci rolü içinde çok değerli insanlarla buluşarak.
Öğretmen rolünde benim anlattıklarım.
Bizi kalpten buluşturdu.
Hepimizin dönüşümüne aracı oldu.

Sade Yoga’nın..
Ilık, yumuşak, kavrayan rahim alanı içinde.
Kendimizi yeniden doğurduk.
Bir kez daha.

Ilık, güvenli, şefkatli bu kuytu alanda.
Buluşmaya.
Kendimizi tekrar tekrar doğurmaya niyetle.

Ve öyle bir yakınlık ki..
‘Yakınım’ dediğine öyle dokunmadı kimse belki de.

Ceren’in yazısı da dokundu bana.
Sessizce kaldım.
Konfetiler falan patlamadı.
Gerçek bir sadelik içinde.
Sade’ce hissettim.
Samimiyetle.
Dokundu bana.
‘Nasıl olsun istersin’ deseler..
Bunu hayal ederdim.
İki gündür duyduğum öyle cümleler var ki.
Güzelliğini.
Yeterince alabildim mi..
Sindirebildim mi.
Bilemedim.

Evimden bile huzurlu dediler.
Bu yolda cesaretimi buldum.
Hayallerimdeki işe kavuştum.
Kariyerimde yoga sayesinde yükseldim.
Kendi kendime özgürce yoga yapabiliyorum.
Dişi hissediyorum.
Gücümü buldum.
Çalkalandım. Yine de iyi oldum.
Aşkla buluştum.
Yoga öğreneyim diye geldim.
Öğretme arzumu keşfettim.
Hayalime adım atıyorum.
Kutlayalım dedik.
İyi ki buluştuk.

Teşekkür ettim.
Şükrettim.
Helal olsun bize dedim.
Yakınlaşma cesaretimize.
Kendimizle.
Birbirimizle.
Samimiyetle.

Geniş bir boşluk içinde.
Güvende.
Umutlu.
Mutlu.
Şefkatle.
Sevgiyle.
Samimiyetle.
Yumuşacık aktı bu eğitim dönemim.

Yol boyunca bana güvenen ve ilham olan değerli öğrencilerime.
Sevgiyle ilişki kurmayı bana öğreten..
Aşkı kulağıma fısıldayan.
Biricik sevgilime.
Sade’ce.
Şükranlarımla.

 

Öyküm.

img_8497

İKİ CENNET KUŞU.

Processed with MOLDIV
Asana uygulaman oldukça kişisel ve özgün bir alan.
Hayatın gibi.
Önemli olan Asana uygulamanda gittiğin son nokta değil.
Bedeninin sınırlarıyla karşılaştığında gösterdiğin tavır.
Etrafı mı izliyorsun?
‘Son nokta’ ya ermediğin için ‘yapmamış’ mı hissediyorsun?
Başarmışlık hissiyle kendini diğerlerinden farklı mı görüyorsun?
Bedensel limitlerin; hırs, öfke, tembellik gibi mizacındaki engeller, veya zihnin o an yarattığı engeller.
Engellerinin, sınırlarının ve potansiyelinin farkındalığı içinde; kendi gerçeğine samimiyetle yaklaşman mümkün olabilir mi?
Asana uygulamanın seni götüreceği yer o Asananın en estetik, en ideal, en başarmış hali değil.
Amaç seni, senin o An’ının gerçeğine döndürmek.
Gidecek bir yer yok.
Geri dönecek bir yer var Sade’ce.
Kendi hakikatin.

Matın üzerindeki pratiğinde ustalaşman işte tam da buna bağlı.
Dışarıdan farklı farklı görünüyor olacak.
Ustalık dışarıdan pek te belli olmayacak.

Ne zaman ki kendi gerçeğine daha yakın, samimi bir temastasın..
Uygulamanın sonuçlarından öte, kendi içindeki engellerin ve meyvelerin farkındasın..
O zaman dönüşüm gerçekliyor olacak.
Mevlana’nın dediği gibi.
Aşkı aramak yerine, varlığında aşka olan engellerini bulmak olsun amacın.
Yogaya varmak yerine, yoganın; bütünleşmenin gerçekleşmesine engellerini keşfet önce.
Yoga Asana uygulamanın en büyük etkisi seni gösterişli pozlara sokmanın çok ötesinde.
Hayatla derin bir bağ içinde.
Hayatında yoluna çıkan engellerin ve sınırlarının farkına varmak.
Sınırların ve engellerin farkındalığı içinde potansiyelinin özgürce ve cömertçe akmasına izin vermek olacak.
Matın üzerinde.
Ve matın dışında.
Hepsi aynı.
Hepsi aynı anda oluyor.
Böylece “Yoga şu anda oluyor!”.
Patanjali’nin dediği gibi.

İki fotoğrafta Asana çok farklı olmuş gibi görünüyor.
Bir beden pozun son hallerine yaklaşmış.
Diğeri yolda görünüyor.
Yoganın en derin amacı ikilikten birliğe varmaksa eğer.
Görünendeki ikiliğe aldanma bu sefer.
İkisi de bir.
İkisi de yoga.
İkisi de sen.

Her an içinde yaşama dair sürprizli keşifler yaratıyor.
Sade’ce merakla gözlemlediğinde.
Gerçeğine dönüşmene izin ver.

Günün sürprizi sana, cennet kuşlarının aşk dansları olsun.
Hepsi farklı renklerde.
Kendi dansını gerçekleştiriyor.
Senin gibi.
Doğal.
Özgün.
Gerçek.
Ve Sade.
Öyküm.

Fotoğraflar ; Yasemin Yalımlı.

 

 

MEMNUNİYET.

img_7378

 

Yogada Dukha ve Sukha kavramlarından bahsedilir.

Dukha; ızdırap, acı, tatminsizlik, cehalet iken..
Sukha; memnuniyet, tatmin, bilgelik, içsel coşku demektir.
Yoga, insana Dukha’dan Sukha’ya yolculuk aracı olur.
Günlük haller arasında ve yaşam yolunda.
Kendi yolumda uzun zamandır dukha ve sukha hallerimi gözlemlerim.
Dalgalar arasında.
Izdırap içinde hissettiğimde, kendi kuytuma çekilip sükunetime ihtiyaç duyarken..
Memnuniyete geçtiğimde paylaşıp saçmak isterim..
Olabildiğince.

Ne var ki çok ta farketmemişim.
İçsel coşku ve memnuniyetin paylaştıkça çoğaldığı gibi..
Memnuniyetsizlik ve cehaletin de bulaşıcı olabileceğini.

Dün eski bir tanıdıkla kahve içtim.
Sakin bir Pazar sabahı.
Yaklaşık ayda bir sahip olduğum sorumluluksuz, boş, geniş Pazar sabahıma..
Daha kararlı sahip çıkmam gerektiğini.
Memnuniyetimin değerini bilip, onunla baş başa kalmak istediğimi..
Memnuniyetsizliğin bu kadar bulaşıcı olabileceğini.
Bilemedim..
Kendi memnuniyetsizliklerimi bile, boş kuyulara anlatırken..
Onun yıllar geçse de değişmeyen memnuniyetsizliğinin;
berrak zihnimi örümcek ağı gibi sarabileceğini.
Öngöremedim.

Ama sardı.

Nöbetçiler!
İstila altındayız..
Ve evet biliyorum.
İstila bazen içten, bazen dış güçlerden..
Kendi mızmızlıklarımı, şımarıklıklarımı, hayata kaprislerimi göreyim diye
oturuyor karşımda bu adam..
Yine de içimde yükselen sesi bastıramıyorum..
Büyü be adam!

Mutluluğu gelecek birine veya bir şeye bağlamak..
Beyaz atlı prensi beklemekten ibaret.

Onu yaşamın her şartta cömert olduğuna ve ne sunacağını
senin planlayamayacağına ikna etmeye çalışırken..
Kendi coşkumu kaybettim.

Oysa kendi adamı korumak için özen göstermem gerektiğini çok iyi bilirdim..

‘Sukha’ mı bulmam ufka ne kadar bakmamı gerektirecek bakalım..

Beklentisi karşılanmayan bir arkadaşım, öğrencim, sevgilim olduğunda..
Eski ‘iyi yetişmiş yönetici’ alışkanlıklarım;
karşılaştığım her karşılanmamış beklentiyi analiz etme eğiliminde..
İşte, aşkta, ilişkilerde..
Performansımı nasıl yükseltebilirim.
Sayılar, hedefler, sonuçlar arasında kulağa pek hoş gelse de bu.
İnsan olduğumu artık fark ettiğimi iddia ettiğim bu yıllarda,
kendine şefkatsizlikten başka bir işe yaramıyor orası kesin.
İnsan olan ben, performans değerleri ve istatistiklerle ölçülmekten hiç hoşlanmıyor.
Nasıl daha kadın olurum, nasıl daha yoga hocası olurum diye düşünürken..
‘Ne yapsam beklentisini karşılarım?!’ ızdırabının,
müşteriyi kaçırmamaya çalışan satışçıdan bir farkı kalmıyor!
Oysa hatırlamak gerekir ki ..
Satışçı değiliz abi.
Ne yoga hocası olarak, ne ailenin çocuğu olarak, ne de sevgili..
Yapabileceğin tek şey elindekini sunmak.
Cömertlikle ve eğer cimrilikse o anının gerçeği; cimrilikle.
Memnun olmayan gidecek.
Sen ne yaparsan yap üstelik.
Ve büyük ihtimalle onun memnuniyetsizliğinin kaynağı..
Sen değilsin.
Hiç bir zaman olmadın!
Çocukluğunda alamadığı ebeveynliği senden beklemesi çocukça..
Senin bunu karşıladığında ‘Sevilebilir’ olduğunu sanman da.

Sen kendi içsel coşkunun kaynağı ol.
En sen halinle ol.
Özden gelen, sahici ve Sade’ce.
Memnun olmayanın gitmesini, tatmin olanın kalmasını..
Bırak hayat gerçekleştirsin.
Peşinden koşmadan.
Kal.
En canlı halinle.
Belki de bugün çok cansız hissederek..

Tatmin olduğun ne var?

Öyküm.