YOLA ÇIKIYORUZ.

IMG_1543

Haftaya başlıyoruz.
Yola çıkma heyecanı içimde.
Grup oluşuyor.
Tanıştıkça, onların da benim heyecanımı paylaştığını gördükçe mutlu oluyorum.
Yoga hocalığı kolay bir meslek değil.
Yoga stüdyosu yönetmek daha da zor hatta.
Tüm zor zamanların gücünü veren bu buluşmalar işte.
Henüz birbirini az tanıyan insanlar, görüşüyoruz..
Gözlerimiz sevecen ve umutlu ışıldıyor.
Ortak umut ve heyecanlarda buluşuyoruz.
Fedakarlıkla.
Enerjimizi, zamanımızı,kaynaklarımızı feda ederek.
Bazı hafta sonları ailelerimizle,eşdostumuzla geçiremeyeceğiz.
Uzun uzun pazar keyfi yapmayacağız.
Yeni Organic Yoga Kabilemizle ve kendimizle buluşmak; beraber öğrenmek, deneyimlemek,genişlemek için.
Feda ettiklerimiz neye dönüşecek belirsiz ve bizim elimizde değil.
Biz elimizden geleni yapacağız.
Gerisi hayatın cömert ellerinden akacak.
Olduğu kadar.
Hayal ettiğimizin ötesinde.
Şimdi hepimiz hayal kuruyoruz.
Acaba ilk buluşma nasıl olacak?
Ben sabahları 5 te uyanıyorum kendiliğimden.
İlk aşık olduğum zamanlar gibi.
Konuşmaya başlıyorum içimden.
Çok derinden bir yerlerden bağlar başlıyor hissediyorum.
Öğrendiklerimi sadelikle ifade edecek gücü ve berraklığı bulabileyim diye niyet ediyorum.
Biliyorum.
O anda.
Konuşulanlar..
Niyetlerimin ve bildiklerimin ötesine geçecek.
Ve hayatın güzelliği karşısında bir kez daha hayrete düşeceğim.
Aldıklarımız karşısında zaman, para, geniş bir pazar kahvesi oldukça görünmez kalacak.
Hayırlısıyla.

Pruvamız neta.
Rüzgarımız kolayına olsun.

Öyküm.
#organicyoga #kendineinan #donusumevarmisin

Reklamlar

ÖZGÜRLÜK ve SINIRLAR.

IMG_1707

Özgürlük, sınır tanımamaktan mı geçiyor?
Üzerine sayfalarca yazarım.
Veya Heidi’nin Maceraları gibi yazı dizisi sıralarım.
Ama biliyorum.
Bana olan ilginin bir sınırı var.
O yüzden kısa ve kolay okunur yazmalıyım..
Bakalım..
Bir yerden başlayalım.

Organic Yoga, derslerime katılan, katılmayan herkeste merak uyandırıyor.
Özgür Akış ne demek?
Kendiliğinden hareket nasıl olur?
Yoga hiza prensipleri ne olacak?
Elim, kolum nerede duracak?
İyi öğrenci olmak, iyi soru sormaktan geçiyor.
Öğrenmenin kalitesini genellikle sınırlar belirliyor.
Öğrencinin ve öğreticinin.
O yüzden seviniyorum.
Sorular, araştırmayı ve keşfi böyle böyle perçinliyor..

Yoga yaparken kişi; ‘Eli, kolu, aklı nerede?’ nin cevabı üzerine pratik yaparken.
O an içinde tam olarak nerede olduğunu keşfediyor.
Hakikati ne?
Düşüncelerden, şartlanmalardan, bağlılıklardan sıyrıldığında karşılaştığı ne?
Bedenin içinde.
Hayatın içinde.
İş yaşamında.
İlişkilerde.

Bütünün parçası olan insan, kendi içinde parça bütün ilişkisini gözlemlerken, ait olduğu bütünle ilişkisini idrak ediyor. Bedenin bütünlüğü içinde, omurganın hareket sınırlarını keşfederken bireysel olarak evrenin içindeki sınırlarını idrak ediyor.
Sınırların keşfi, özgürlük getiriyor. Omurgaya, bedene, insana..
Kendini anlayanın evreni anladığı gibi, evreni anlayan kendini anlayabiliyor.
Bir paradoks gibi.
Sonsuz.
Ve iç içe geçmiş yapılardan oluşuyoruz.
‘Ben’ in içinde. Ve dışında.
En küçük parça dahi bütünün karakteristik özelliklerini taşıyor.
Doğa fraktal yapılardan oluşuyor.
Fraktal ne demek? Başka yazının konusu olsun.
Şimdilik sadece aklında bulunsun..
Kar tanesi, brokoli veya damar yapımız gibi. Tekrarlayan, örüntülü yapılar.
Evren büyük bir brokoli olsa, biz de onun özelliklerini taşıyan ve kendini ayrı sanan brokoli dallarıyız.
Peki, kendini ayrık sana, küçük bir brokoli dalçığı iken ; yoga ile büyük brokoliyi görmek nasıl mümkün oluyor?
Yoga metinlerinde ‘Ahamkara’ kavramından bahsediliyor.
Ahamkara.
‘Ben’ algısı.
Ben yaparım. Ben beğendim. Ben beğenmedim.
Sürekli zihninde beyanatlar veren hınzır.
Bütün o fotoğrafları ‘like’ yapan; ya da “Kim layklamış?” diye bakan da işte aynısı.

Yoga yapan kişi, kendi sınırlarını keşfederken..
Özündeki sınırsız ve özgür doğayı hatırlıyor.
Özgürlük, önce sınırları iyi tanımaktan geçiyor.
Organic Yoga Uzmanlık Programı’nda yapacağımız tam da bu.
İyi birer yoga öğrencisi olmak üzere yola çıkarken.
Önce bakacağımız yön, kendi sınırların içinde.
Yoganın sunduğu temel hiza prensiplerini kendi bedeninde deneyim edeceksin.
Asana pratiğinde, elini, kolunu, ayağını nereye koyacaksın?
Peki hiza senin içinde nasıl olmalı?
Senin,  ideal bir beden ve hiza şartlanmasına hizmet etmendense..
Hiza sana nasıl hizmet eder?
Sınırların nerede?

Hareketin içindeki özgürlük, önce sınırlarını tanımaktan ve sonra o sınırlar içinde genişlemeyi araştırmaktan geçiyor.
Teknik bilmeden araştırma ve keşif mümkün olmuyor.
Sınırlar her an, andan ana değişiyor.
Bu değişimi gözlemlemek özgürlüğü getiriyor.
Temel teknikleri öğrenen kişi, kendi hareketinde akmakta özgürleşebiliyor.
Asana pratiği ile beden, sınırları ve özgürlüğü keşfederken mükemmel bir araca dönüşüyor.
‘Ben’ in sınırları içinde oynarken ‘Sen ve Ben’in sonsuz birlikteliğini görüyor.

İlişkilerde de özgürlük ancak sınırların tanımlanmasından geçiyor.
‘Sen’in ve ‘Ben’ in sınırları nerelere gidiyor beraber oynaşırken..
Buna ilişki kurmak deniyor.

Bu yazıyı bana yazdıran ne oldu ah bir bilsen..
Artık her an ve genellikle yüzeyel konularda birbirini mesaj ve temas yağmuruna tutarken.. Çoğu zaman..
Ne ilişkide derine iniliyor ne de bilgide.
Bazen düşünmeden edemiyor ‘Ben’.
Zekamın bu kadar sığ bir kısmını, günlük mesaj ve iletişim trafiğine harcarken..
Merak ettiğim, öğrenmek, odaklanmak, üretmek istediğim konuların..
Acaba ne kadarı sonsuzlukta kaybolup gidiyor?..
Şüphesiz ki, bilim, sanat ve üretim; biraz asosyallik gerektiriyor.

Bu yazı biraz zor okunur bir yazı oldu biliyorum.
Buraya kadar sabrettin mi..
Hiç emin olamıyorum.
Eğer buraya kadar ulaştıysan..
Sana bir haberim var dostum.
Öğrenmek, evet biraz zor.
İlişki kurmak ta öyle.
Kendini görmek.
Onu duymak.
Evet özen ve kararlılık gerektiriyor.
Ve biliyor musun?
Cehaletin ve benliğin sınırlarını aşmak..
Varlığın derin niteliklerine dokunmak.
Benim içimi kıpır kıpır ediyor.

Sevgiyle ve dostlukla.

Öyküm.

 

 

 

IZDIRAP.

ızdırap

Hamamdaki saatler.
Sakin, sessiz, içe dönük.
Olması beklenirken.
Benim için her seferinde.
Bir şekilde.
Gözlem alanına dönüşüyor.
Kadınların çınlayan sesleri eşliğinde.

Yaş almış, çatık kaşlı hanımefendi.
Göbek taşına uzanıyor.
Ve söylenmeye başlıyor.
Dur durak bilmeden.
Bu hamam çok çirkin.
Hiç beğenmiyorum.
Sıcak bile değil.
Oysa diğeri güzel.
Leyla güleryüzüyle soruyor.
Neyini beğenmedin?
Hiçbir şeyini!
Gurbet ekliyor.
O da seni çok beğenmişti sanki.
Öbürüne gitseydin.
Çatık kaşlı hanımefendi, göbek taşında söylenerek ,
Hamam keyfi yapıyor.
İçinde olduğunun çok çirkin,
Dışarıda olanın pek güzel olduğundan emin.

Üzerini giyinip te dinlenirken soruyor Leyla’ya.
Bebeğin emiyor mu?
Evet Leyla’nın bebeği emiyor.
Hamamdan annesinin gelip
Onu doyurmasını bekliyor.
Ben çocukları çok severim.
O yüzden soruyorum.
Leyla yanlış anlıyor.
Yaa, torunlarını çok seversin değil mi..
Torunlarımı hiç sevmem.
Nefret ederim.
Ben öbür çocukları çok severim.
Çöpe falan atıyorlar ya.
Onları mesela.
E keşke gençken evlat edinip büyütseydin bi çocuk.
Leyla hep iyimser.
Gençken çocukları sevmezdim.
Kadınlar, ayıplayan gözlerini diğer tarafa kaçırıyor.
Görülmek ve sevilmek ihtiyacıyla insanoğlu ne hallere dalıyor.
Merakla bakıyorum.
Kaderin verdiği mizaca ve şartlara rağmen.
Sevmek ve sevilmek nasıl mümkün olur?
Düşüncelere dalıyorum.

Hamamda paklanmış halde.
İçinde olduğu hamamı seviyor olmanın memnuniyetiyle.
Evime dönüyorum.
Yeni eğitimim ile ilgili çalışıyorum.
Yol haritası belirdikçe keyifleniyorum.
Heyecanla içeriği sosyal medyada paylaşıyorum.
Çok kişisel bir notla.
Organic Intelligence’ın yoga anlayışımı ve beni ne tatlandırdığını yazıyorum.
Eskilerden bir öğrencim yorum yapıyor.
Yumuşamanıza çok sevindim.
Belli ki onun hayalindeki ‘ben’den farklı düştüğüm anlar olmuş.
Hayal kırıklığı yaşamış.
Tüm çalışmalarım “Serttin, yumuşadın.” gibi kıyaslayıcı, yargılayıcı ve ayrıştırıcı bir tavırdan
Daha çok bütünlüğün, yargısızlığın ve şefkatin ifade bulması üzerine.
Hem kendime.
Hem ‘diğeri’ diye görünene.
Kendimin farklı zamanlarına bu kadar şefkatsiz dokunmaktansa.
Durup düşünüyorum.
Ben sadece tatlandım.
Bu başka bir şey.
Ve hayat.
Tadımı her geçen gün değiştirecek biliyorum.
Bir gün ekşi, bir gün tatlı.
Büyüyüp giderken.
“O gün tadı(m) niye öyle değil de böyle” demenin.
Izdırabın kaynağı olduğunu bilecek kadar da uzun zamandır bakıyorum kendime.
Yine de kalbim kırılıyor.
Düşünmeden edemiyorum.
Keşke ihtiyacını bana ifade etseydi diye.
Ve onun da ‘O’ olma halini ne yapsam değiştiremeyeceğimi bilmek.
Biraz karın ağrısı yaratıyor.
O karın ağrısına rağmen.
Dönüşüme davet etmekten alamıyorum kendimi.
Yine ve yeniden.

Yoga eğitimimde bahsedeceğim.
Yoga, ‘dukha’dan, ‘sukha’ ya yolculuk.
Doğrusal değil de döngüsel.
Kendi sukha ve dukha hallerinle tekrar tekrar karşılaşıp.
“Eyvallah” deyip geçeceğin.
Dukha, ızdırap hali.
Olduğun kişi olmaktan, yaşadığın hayattan, içinde olduğun hamamdan. Memnuniyetsizlik.
Sukha ise memnun, tatmin, mutlu.
Dolayısıyla daha ’erdemli’,  ‘aydınlanmış’ bir yer.
Özetle.
O yere seni, ne bir hoca, ne eşin dostun.
Ne de hamamcı teyze götürebilir dostum.
O an içinde
Kendi tercihinle
Yönünü, bakışını
Memnuniyete çevirdikçe.
İçinde olduğun hamam da güzelleşir.
Yuvan da.
Bedenin de.
Ruhun da.
Mizacının ve kaderinin izin verdiği ölçüde.

Her yeni güne uyandığımda
İçinde olduğumu daha çok sevmeye
Dışarıda görüneni de içeri davet etmeye
Ayırıp kıyaslayıp yargılamaktansa
Şefkat göstermeye
Gücüm yettikçe.
Fark ediyorum.
İnsanoğlunun görülmek ve sevilmek için hallerini.
Ve her hale rağmen.
Sevgiye davet etmenin olası olduğunu.
Tekrar tekrar.
Sen yine de hayatla işbirliği yap bence.
İçinde olduğun hamam, dışardan daha güzel olabilir.
Yine de.
Çocuklarını sevmek mümkün belki de.
Onlar sana ilgi göstermese de.
Hiçbir zaman bilemeyiz.
İçinde olduğu hamamı sevmeyen çatık kaşlı hanımın ızdırabı niye.
Kim bilir.

İçinde olduğumu bilebilirim
Ben sade’ce.
Sıcak mı, soğuk mu.
Güzel mi, çirkin mi.
Sıcaksa ısıtmak, çirkinse güzelleştirmek.
Benim elimde.
Canım yettiğince.
Sevgiyle.

Öyküm.

 

DÖNÜŞÜME VAR MISIN?.

IMG_1546

Sade Yoga’nın Temelleri Organic Intelligence ile buluşuyor!
Fitness, sörf, pilates, yelken, paraşüt, tenis, yürüyüş, dans..
Hareketin çok farklı hallerini hep merak ettim.
Ve yoga.
15 yıldır deneyim ettiğim..
Yaşamda her yönüyle etkisini hissettiğim..
Yoga.
Gördüğüm.
Bildiğim.
En etkileyici hareket sistemi.
İçinde terapiyi de barındıran.

Hareket etmeyi merak ettiğim kadar.
Durmayı da keşfetmek istedim.
Durmayı.
Bakmayı.
Görmeyi.
Hissetmeyi.
Akmayı.
Yaşamı.
İnsan olmayı.
Her haliyle.

Farklı meditasyonlar uyguladım.
Terapi yöntemlerini inceledim.
Garip bir gençtim.
Bara pavyona pek İlgi duymadım.
Meraklarımın peşinden gittim.
Bazen tek başına olma pahasına.
Durdum.
Hayatı dinledim.
Bazen çok zordu.
Bazen zevkli.

Yıllarca ve yollarca, kendimin peşinden merakla gittikten sonra.
Bir gün.
Bir terapi sistemi bana.
“İyi hissetmek iyidir.” dedi.
Organic Intelligence.
İlk görüşte aşık oldum.
Yoga gibi.
Yıllarca peşinden gittiğim ekmek kırıntılarım.
Beni manzarası güzel bir yere getirdi.
Gel.
Şöyle bir etrafına bak.
Güzel bir soluklan.
Yol sonsuz.
Devam eder.

Birikimimle.
Zevkle sunduğum.
Sade Yoga’nın Temelleri Yoga Uzmanlık Programı’mı
Organic Intelligence bakış açısıyla.
Organic Yoga adı altında sunacağımı duyurmaktan.
Mutluluk ve heyecan duyuyorum.

Mutluluk ve heyecanla üretmeye.
Şükürler olsun!

Ocak 2018’de!
Buluşuyoruz.
Dönüşüme var mısın?

Pruvamız neta.
Rüzgarımız kolayına olsun.

Sevgi ve dostlukla.

Öyküm.

İNŞAAT ALANINDA ARAPSAÇI ve PIRASA YATAĞINDA YUMURTA PİŞİRMEK.

IMG_1417

Dün enerjimi atamadığımdan söylenip durdum.
Hava çok güzeldi.
Ben kendimi dağlara denizlere vurmaktan zor alıkoydum.
Güzelyalı sokaklarında dolaşıp durdum.
Dersimi verdim.
İçimdeki enerji yönlenemedi.
Lays ve antep fıstığıyla kendime geldim.
Bu kadar detoks bana fazlasıyla yeterdi.

Hayat bu ya.
Olağandan sızlanıp, söylenince.
Olağandışı bir güne uyandırıyor.
Süprizlerine de şükür.
Kaldıramayacağını vermiyor.
Aklın çok havalara uçunca, seni bir güzel köklendiriyor.

Jazz tınılarının terasın yeşilliklerine dokunarak bizi uyandırmasına alışık olduğumuz evimiz.
Bu sabah matkap sesleriyle çalkalandı.
İçten.
Ve dıştan.
Doğalgaz geliyor!
Hiç doğal olmayan yollarla.
Gaz ve toz bulutunun içinde.
Gürültü hem evde hem sokakta.
Bizim narin sukulentlerin üzerinde bir karış beton tozu.
Düşünmeden edemiyorum.
Bir gün tahammül etmesi zor olandan.
Geçimini sağlıyor tüm bu insanlar.
Çayına üç değil dört kaşık şeker de atsa hakkı.

Üç şekerli çay ve beton delici matkaplarla ustalar çalışırken.
Bu resme nasıl dahil olsam diye düşünürken.
Dolaptaki Arapsaçı otları aklıma geliyor.
Biraz da pırasa.
Tek tek ayıklamaya başlıyorum.
Mutfakta tozdan göz gözü görmüyor.
Sevgilim deliriyor.
Bir şey olmaz diyorum.
Sakin ol.
Belli dozdaki umursamazlık.
Zor anlarda hep iyi geliyor.
Bize kendimce annelik ediyorum.
Annemden gördüğümce.
Bi’şey olmaz diyorum.
Güzel güzel kavuruyorum.
Soğanlar pembeleşiyor.
Ustalar gelip geçiyor.
Canı çeker mi diye aklımdan geçerken.
Neredeyse eminim.
O kadar fiziksel aktifliğe.
Kıymalı pide kulağa daha iyi geliyor.
Zerdeçalı ilave ediyorum.
Yumurtaları üzerine kırıyorum.
Kaosun tam ortasında.
Mutluluğu arapsaçında buluyoruz.

Organic Intelligence ta kişi, herhangi bir anda, hayatın o anki sahnesi içinde.
Keyif veren hisleri bulmayı egzersiz eder.
Kaosun ortasında bile, bir zerre dahi olsa, iyi hissettirecek bir şey vardır.
Hayat sürebiliyorsa, muhakkak vardır.
Kırmızının içinde maviyi bulmak.
İnsanın en temel görevidir.
Maviyi, iyi hissettireni fark eden kişi.
Daha rahat sosyal ilişki kurabilir.
Şükür duygusuna yaklaşır.
Merhamet, şefkat ve umut hissetmek kolaylaşır.

Pırıl pırıl ve bembeyaz bir yoga stüdyosunda o gün şükretmeyeni.
Hayat.
Bembeyaz beton tozu içine uyandırır.
Ki insan olarak, uyanabil.
Hakikatine.
Hayata.
Sevdiklerine.
Kendine.

Sana mavi hissettiren her ne ise.
Arapsaçı da olabilir, bir dostun sesi de.
Hadi.
Şu anda.
Ona meyletsene.

Fotoğraf terasımızda yeni açan lavanta.
İnşaat içinde arapsaçı ve pırasa yatağında yumurtanın fotoğrafını çekmek.
Fazla gelecekti.
Bana bile.

Öyküm.

 

 

 

 

YEMEĞİN SEVMEKLE BİR İLGİSİ OLMALI.

IMG_1358

Bu sabah.
Kahvaltı tabağını renklendir!
Renklerin önce ruhunu beslemesine izin ver..
Bugünkü şefkat pratiğinin kendine güzel bir öğün hazırlamak olmasına ne dersin?

Yemeğin sevmekle bir ilgisi olmalı bence.
Sevgiyi ifade şekli kendimce.
Kendime.
Ve sevdiklerime.
İyi baktıkça.
Seviniyorum.
İçten içe.

Yemeğin beslenmekle bir ilgisi var bence.
Sadece doymak değil yani mesele.
Ruhunu ve bedenini beslerken.
Zihnini de yatıştırabilirsin özenle.
Yumuşak ve rahat bir gülücükle.
Yemek hazırlamak.
Meditasyona dönüşebilir.
Sen isteyince.
Evet.
Sen. İsteyince.
Rutinlerin ve görevlerin üzerine.
Bir yenisini yüklenmektense.
Hafiflikle.
Şükranla.
Şefkatle.
Beslenebilirsin bence.
Ve belki de.
O yorgun günün sonunda.
Yoldan aldığın bir dürüm de.
O gün kendine gösterdiğin şefkatin göstergesi olabilir.
Canın isteyince.

Şefkat.
Şükür.
Ve sevgi.
Hayatın tam içinde.
Bazen bir dürümde.
Rakının yanındaki mezede, bazen de.
Sindirebilen bedene.
Muhabbetle paylaşan dosta.
Hazırladıklarınla doyan sağlıklı çocuklara.
Sana aşkla yemek hazırlayan sevgiliye.
Kaynakları sunan hayata.
Şükürler olsun.

Öyküm.

💙 Bu yazı iki şarkı ile bitsin. Biri bayıldığım filmden tatlı tatlı. Diğeri sevişirken soğan doğrayan Shakira’dan.. İkisi iki ayrı telden. Önerim yemek yaparken Shakira kadar yağa bulanma. Sonra temizlemesi zor olur. 😊

 

HORUL.

utf-8''fotoraf

Yıllarca zorlu eğitimlerden geçmiş, iş hayatının talepkar ortamlarında hayatta kalmayı başarmış, dönüşüm için tek çarenin acının içinden geçmek olduğuna şartlandırılmış çoğunluğu yoga hocalarından oluşan bir grup insan olarak toplandık.
İlk eğitimde yakışıklı, genç ve tatlı huylu bir hocanın olabilirliği ile sarsılmışken.
Adam bize tatlı tatlı “İyi hissetmek iyidir. Daha iyi hissetmek daha iyidir!” dedi.
Üstelik çalışmış gelmiş, bunu türkçe söyledi.
Yüz ifadelerimizdeki şaşkınlık kelime olarak ifade bulsa “Hadi canım!” ın biraz daha küfürlü olanına denk düşerdi.
Sempatik hoca fikrine gayret gösterip alışabilirdik.
Ama kanırta kanırta ağlamadan bir eğitimin gerçekleşecek olması bizi derinden silkelemişti.
Hiç mi ağlamayacağız?
E o kadar da para vermiştik.

Tabi bu durum tekniği sorgulamamıza yetti de arttı.
Şimdi hoca.
Sen iyi hisler var diyosun da.
Karanlık var acı var bende binbir huysuzluk var.
Diyene.
Tatlı tatlı gülümsedi.

Derste ihtiyaç duyarsanız uyuyabilirsiniz dedikten sonra spa keyfi yapmam tam 1 senemi aldı.
Biz orada kıkırdarken adamın kaşı gözü hiç seğirmedi ya.
Farkettiğim andan itibaren OI’a güvenim arttı.
Bu hafta Heart Training 3 paylaşımlarında en yüksek reytingi tek bir fotoğraf aldı.
Öğrencilerinin omurgalarının yönetimini hep elde tutan.
Accayip eğitimler veren mühim yoga hocaları derste horuldarken yakalandı.
Yoga öğrencilerimin yeni dönem eğitim hayalleri git gide arttı.
Like ların bini bir para yağdı.
Dans etmek müzik dinlemek hep vardı.
Eğitim sırasında uyumak acaba nasıl olacaktı.

Göreceğiz.
Evet yeni dönem eğitim bir başka olacak.
Canınızın istediğini, arzularınızı dinlemekte özgürsünüz a dostlar.
Bana tik mi gelir tekme mi atarım ona garanti veremiyorum.
Malum henüz Organic Intelligence ta tatlı bir öğrenciyim.
Ne budistim, İsviçreli hiç değilim.
Ki hocamız hep der; “İnsan doğası fraktal.”
Sen anla, şu biraz özenti bulduğum skulentlere benzer.
Nasıl oluyor öyle dersen.
Başka zaman anlatayim.
Bu yazı horultuyla son bulsun.
Hocalar da uyuya kalır aklında olsun.

Öyküm.