İNŞAAT ALANINDA ARAPSAÇI ve PIRASA YATAĞINDA YUMURTA PİŞİRMEK.

IMG_1417

Dün enerjimi atamadığımdan söylenip durdum.
Hava çok güzeldi.
Ben kendimi dağlara denizlere vurmaktan zor alıkoydum.
Güzelyalı sokaklarında dolaşıp durdum.
Dersimi verdim.
İçimdeki enerji yönlenemedi.
Lays ve antep fıstığıyla kendime geldim.
Bu kadar detoks bana fazlasıyla yeterdi.

Hayat bu ya.
Olağandan sızlanıp, söylenince.
Olağandışı bir güne uyandırıyor.
Süprizlerine de şükür.
Kaldıramayacağını vermiyor.
Aklın çok havalara uçunca, seni bir güzel köklendiriyor.

Jazz tınılarının terasın yeşilliklerine dokunarak bizi uyandırmasına alışık olduğumuz evimiz.
Bu sabah matkap sesleriyle çalkalandı.
İçten.
Ve dıştan.
Doğalgaz geliyor!
Hiç doğal olmayan yollarla.
Gaz ve toz bulutunun içinde.
Gürültü hem evde hem sokakta.
Bizim narin sukulentlerin üzerinde bir karış beton tozu.
Düşünmeden edemiyorum.
Bir gün tahammül etmesi zor olandan.
Geçimini sağlıyor tüm bu insanlar.
Çayına üç değil dört kaşık şeker de atsa hakkı.

Üç şekerli çay ve beton delici matkaplarla ustalar çalışırken.
Bu resme nasıl dahil olsam diye düşünürken.
Dolaptaki Arapsaçı otları aklıma geliyor.
Biraz da pırasa.
Tek tek ayıklamaya başlıyorum.
Mutfakta tozdan göz gözü görmüyor.
Sevgilim deliriyor.
Bir şey olmaz diyorum.
Sakin ol.
Belli dozdaki umursamazlık.
Zor anlarda hep iyi geliyor.
Bize kendimce annelik ediyorum.
Annemden gördüğümce.
Bi’şey olmaz diyorum.
Güzel güzel kavuruyorum.
Soğanlar pembeleşiyor.
Ustalar gelip geçiyor.
Canı çeker mi diye aklımdan geçerken.
Neredeyse eminim.
O kadar fiziksel aktifliğe.
Kıymalı pide kulağa daha iyi geliyor.
Zerdeçalı ilave ediyorum.
Yumurtaları üzerine kırıyorum.
Kaosun tam ortasında.
Mutluluğu arapsaçında buluyoruz.

Organic Intelligence ta kişi, herhangi bir anda, hayatın o anki sahnesi içinde.
Keyif veren hisleri bulmayı egzersiz eder.
Kaosun ortasında bile, bir zerre dahi olsa, iyi hissettirecek bir şey vardır.
Hayat sürebiliyorsa, muhakkak vardır.
Kırmızının içinde maviyi bulmak.
İnsanın en temel görevidir.
Maviyi, iyi hissettireni fark eden kişi.
Daha rahat sosyal ilişki kurabilir.
Şükür duygusuna yaklaşır.
Merhamet, şefkat ve umut hissetmek kolaylaşır.

Pırıl pırıl ve bembeyaz bir yoga stüdyosunda o gün şükretmeyeni.
Hayat.
Bembeyaz beton tozu içine uyandırır.
Ki insan olarak, uyanabil.
Hakikatine.
Hayata.
Sevdiklerine.
Kendine.

Sana mavi hissettiren her ne ise.
Arapsaçı da olabilir, bir dostun sesi de.
Hadi.
Şu anda.
Ona meyletsene.

Fotoğraf terasımızda yeni açan lavanta.
İnşaat içinde arapsaçı ve pırasa yatağında yumurtanın fotoğrafını çekmek.
Fazla gelecekti.
Bana bile.

Öyküm.

 

 

 

 

İÇ SEVİŞ

image

“Görülüyor” olmak harika değil mi dostum!
Tek ihtiyacımız olan varlığa alan açmak.
Var olan her ne ise.
Sıkıştırıp itip çekip dışarı atmaya çalıştıkça ne felaketler olduğunu son yıllarda daha çarpıcı göremezdik..
Toplumsal dinamiklerle bireysel dinamikler arasında hiç bir fark yok.
Varlığında görmezden geldiğin her ne ise..
Sen karanlıklara hapsetmeye çalıştıkça iç savaşlarını yaratacak.
Yaratıyor da zaten.
Hep bi’ huysuz huzursuz tatminsiz ve nereye patlayacağını bilemez haller;
karanlığa itilen görmezden gelinenden kaynaklanıyor.
Sen duy gör farket diye o kadar patlıyor.

Dursan, baksan, görsen. Neler neler oluyor.
Sıkışan, nefes alıyor. Nefes alan yaşam buluyor.
Yaşamla buluşan şifalanıyor.
Bir olmayı, var olmayı, bütün olmayı hissettiğin anlar çoğaldıkça..
Huzur buluyor.
Hem sen.
Hem herkes.
İç Savaş. İç Seviş’e dönüşüyor.
An be an.

Şimdi ülkemiz, “Efendim Canım?” dedi.
Uzun yıllardır hor gördüğü, hırpaladığı, görmezden geldiği sevdiğine.
“Efendim Canım?” dedi.
Sevgilide bir umut bir sevinç.
Duyuluyorum.
Görülüyorum.
Varım.

Her insan her hali içinde barındırdığı gibi.
Toplum da her hali içinde barındırıyor.
Şimdi hangi haller açığa çıkacak bilinmiyor.
Ve bu belirsizlik insanın içine umut serpiyor.
Belirsizlik doğası gereği fırsatları, yeni hazineleri içinde barındırır.
Orada yaşam vardır.
Nereye akacağı belli olmayan.
Can verir, ataletini, sızlanmalarını, huysuzluklarını bırakmana olanak sağlayan.
Bırakmazsan. Harekete geçmezsen. Sorumluluk almazsan..
Rotanın gri ve karanlık gölgelere tekrar döneceğini hatırlatan.

Şimdi umut var.
Heyecan var.
Belirsizlik var.
İlişki kurabilme ihtimalinin sevinci var.

Ve hiç bir ilişki ilk “görüşte aşk” tan “sonsuza kadar mutlu” olmamıştır.
Masallarda bile cadılarla, afetlerle, zehirli elmalarla karşılaşır.

Ormanda yürümek algılarını açık tutmanı gerektirir.
Her an duymak görmek farketmek sorumluluk almak gerekir.

Şimdi nefes alma zamanı.
Nefesin içinde gevşeme anı.
Varlığının her haliyle.
Karşılaştığın her ne ise.
Savaşma.
Sade’ce seviş.
Kendi içinde sevdikçe.
Beraber var olma.
Kutlamaya dönüşüyor olacak.
Her haliyle.
Dalgalı. Fırtınalı. Süt liman.

Sade’ce dinle.
Sevgili’den duyacaklarını dinler gibi.
Neden sevgi sözcükleriyle dolmasın ki?
Nefesin.
Bu topraklar.
Bu gökyüzü.
Bu masmavi dalgalı denizler.

Şimdi umut etmenin tam zamanı.
Sade’ce var olmanın.

Öyküm